Nilay Yılmaz Yakan Top
yakantop@gmail.com
15 Nisan 2010
Arda, Leo Franco, Jo, Sabri, Bülent Korkmaz, Fatih Terim, Tugay Kerimoğlu, Hasan Şaş, Ayhan, Necati Ateş, Arif, Petre, Tamaş, Bratu, Özhan Canaydın, Alex, Güiza, Deivid, Uğur Boral, Selçuk Şahin, Lorant, Aragones, Kezman, Maldonado, Josico, Deniz, Yasin, Can Arat, Volkan Demirel, Ümit Özat, Rüştü, Enke, Hakan Bayraktar, Hiddink, Hüseyin Cimşir, Ziya Doğan, Ersun Yanal, Halilhodzic, Ogün Temizkanoğlu, Fatih Tekke, Burak, Bülent Uygun, Tolunay Kafkas, Çağdaş Atan, Adem Dursun, Youla, Tabata, Runje, Süleyman Seba... İlk aklıma gelen isimler. Unuttuklarım yazdıklarımdan daha çok elbet, farkındayım...
Islıklanan, yuhalanan, küfür edilen, dalga geçilen, istifaya davet edilen futbolcular, teknik direktörler... İstisna da olsa taraftardan dayak yiyenleri de unutmamak gerek...
Taraftar tribünde, futbol yazarları gazete köşelerinde, yorumcular televizyonda kızdıkça kızıyor, futbolculara, teknik direktörlere veryansın ediyor... Çünkü futbolculara ne yapmaları gerektiğini öğretmek, teknik konularda ahkam kesmek çocuk oyuncağı... Nasıl olur da yenilirsiniz? Bu futbolu bilmiyor... Şundan topçu olmaz...
Hagi, bir maç sonrasında “Bazıları bu işin çok kolay olduğunu sanıyor, sahaya çıkıp bir koşsunlar da görelim” diyerek Türkiye’de, mesleklerine olan saygısızlıktan yakınmıştı. Gerets “Türkiye’de çalıştıysanız, dünyanın her yerinde çalışabilirsiniz” sözleriyle Hagi’nin düşüncelerine katılmıştı. Fatih Terim “Türkiye’de kayıt dışı 50 milyon teknik direktör var” diyerek buralarda futbol maçı izleyen herkesin kendini nasıl da işin uzmanı sandığını vurgulamıştı... Geçtiğimiz günlerde Nihat Kahveci “İspanya’da ‘Nihat kötü oynadı, hocasının verdiği görevi yerine getiremedi’ derler. Ama ‘Nihat kötü oynadı çünkü bir hafta önce arkadaşlarıyla bara gitti’ demezler” sözleriyle bakış açımıza dikkat çekmişti...
Profesyonel futbolcu olmak, tribünden destek beklerken hakarete uğranıldığında dahi en iyi/üstün performansı göstermek demek midir? Futbolcuları ıslıklayanlar, küfür edenler performanslarının en iyisini patronlarından, müdürlerinden hakaret ya da küfür işittiklerinde mi gösteriyorlar ki, öyle davrandıklarında futbolcuların performanslarının artacağını sanıyorlar?
Ne yazık ki, bu topraklarda kendisine taraftar diyenlerin büyük bir bölümü futbolu gerçekten sevmiyor... Varsa yoksa kazanmak...
Hıncal Uluç’tan naçizane ricamdır!
11 Mart’ta yayımlanan “Kadın’ın adı var” başlıklı yazımda “kadın” yerine “bayan” kelimesinin toplumda habis bir ur şeklinde yayıldığını anlatmaya çalışmış ve kadınların da erkekler kadar bu tuzağa düştüğünü vurgulamaya çalışmıştım.
Çünkü “bayan”ın kullanımı dilimizde tamamen normalleşti ve kadın demek fena bir şey demek manasına geldi...
NTVSpor, yazımın katkısı var mı bilmem, artık bayanlar yerine kadınlar diyor. Hatta bir “devrim” yaptılar ve federasyonlarımızın belirlediği (uydurduğu) resmi lig isimlerinin dışına çıkarak “bayanlar ligi” yerine “kadınlar ligi” deniyor artık.
Federasyonlar cephesinde ise değişen bir şey yok...
Benim yazmamla olacak iş de değil...
Hıncal Uluç’tan ricam da tam burada devreye giriyor işte...
Sayın Uluç,
Çeşitli konulardaki eleştirilerinizden sonra, eleştirileriniz dikkate alınıyor ve konuya ilişkin bir takım değişiklikler yapılıyor.
Sizin de “kadın” yerine “bayan” denmesine karşı çıktığınızı biliyor ve federasyonların dikkatini bu konu üzerine çekmek için yazı yazmanızı rica ediyorum.
Ben federasyonların “bayanlar” liglerinden utanıyorum...
Kahin2 demiş ki:
Daum: Size 6 ay önce sezonun nasıl olacağını söylemiştim, hatırlıyor musunuz?
Muhabirler: Ne söylemiştiniz?
Daum: Sezonun son maça kadar çekişmeli bir şekilde geçeceğini ve Fenerbahçe’nin de hep şampiyonluk yarışının içinde olacağını söylemiştim. Gördüğünüz gibi aynen devam ediyoruz.
Ne güzel!
Barcelona’daki ilk yılımda basın çok üzerime gelmişti. Ancak kulüpte bana çok inanan ve destek veren bir başkan vardı. Adnan Polat da aynı karakterde. (Galatasaray Teknik Direktörü Rijkaard - Milliyet)
Hey gidi günler hey!
2002 Dünya Kupası’nın sonunda Liverpool beni istedi. Ancak 2003 yılındaki ekonomik krizden dolayı bana verecekleri para Türkiye’de kazanacağımdan çok düşüktü. Ancak şimdiki aklım olsaydı bu teklifi kabul ederdim. Şimdi 25 yaşında olsam, o kadar az parayı kabul eder, hiç düşünmeden giderdim. (Hasan Şaş-Sportmen, SKY Türk)
Oldu, peki!
Bana göre Türkiye’nin Barcelona’sı sanırım Kasımpaşa’dır. Keyif veren bir takımız. Oyuncularımı böyle bir unvanla ifadelendirmek istiyorum. (Kasımpaşa Teknik Direktörü Yılmaz Vural)
Şakacı!
Beşiktaş-Trabzonspor maçının üç yıldızı da, maçta görev alan üç iyi kaleci oldu. Pardon... Egemen’i de eklersek dört kaleci demek daha doğru olur! (Hakan Şükür-Fanatik)
???
Aziz Yıldırım hakem odasına girer. Çünkü Şükrü Saracoğlu Stadı’nı o yaptı! (Selim Soydan - Bizim Stadyum, TV8)
Hiç belli olmuyor ama!
Kendimi çakma Ronaldo’ya değil, orijinal Brezilyalı Ronaldo’ya benzetiyorum. Fransız Thierry Henry ile vatandaşım Ronaldo karışığı bir özelliğe sahibim. (Beşiktaşlı futbolcu Bobo)
No comments:
Post a Comment