Thursday, October 22, 2009

Kafası karışık bir yazı


Kafası karışık bir yazı


Hastayım... Nerdeyse her şeye alerjim var ve "saman nezlesi" diye de tabir edilen hastalıkla uğraşıyorum. Gözlerimi açamıyorum, ilaçlar da uyku yapıyor... Zor durum anlayacağınız...
Baştan uyarayım, böyle zor şartlar altında yazılan bu yazı da, aldığım ilaçların etkisiyle mi bilinmez, kafası karışık bir yazı... Benden söylemesi... İsteyen okumasın!
Cumartesi günü Mudanya üzerinden İstanbul'a dönerken, Fenerbahçe - Trabzon maçını Mudanya'da bir kafede izledim. Ön masamda ise beş kadın ve iki erkekten oluşan bir grup vardı... Beş kadın...
Gözüm televizyonda, kulağım ister istemez onlarda maç seyrettim... Nelerden mi bahsettiler?
İçlerinden birinin evini su basmış...
Bir arkadaşları evleniyormuş, gelinliği güzel değilmiş...
Biri boyatmak yerine saçlarına bir dahakine gölge yaptıracakmış...
Öbürü sevgilisiyle kavga etmiş... Sebebi "toz vim"miş...
Bu arada goller arka arkaya geliyor, umurlarında değil... Bu kadın arkadaşlar formayla maç seyredecek kadar fanatik bir de...
Alex'in golü geldi. Kadınların en çok konuşanı ancak tekrarını seyredebildiği gol için "böyle saçma gol mü olur, iptal etsinler bunu" dedi...
Sonra "Alex, Maradona gibi" dedi...
Sonra "Alex'in kasları çok güzel, ama Appiah'ınkiler daha güzel" dedi...
Daha neler neler dedi...
Pazar günü de Belediye - Antep maçına gittim... Bu defa arkamda futbolcu yakınları olduğunu düşündüğüm bir grup kadın vardı. Zaten Belediye'nin maçlarını kim seyrediyor? Sen, ben, futbolcu yakınları...
Belediye'nin ilk yarısında neredeyse tek kale oynadığı maçta, De Nigris Antep'i öne geçiren golü attı. Kadın, Hasagiç'e çattı: "Hep önde durdu, kalesinde durmadı, golü de yedi." Demek istediği şu: Hasagiç Antep yarı sahasında oynanan maçta ceza sahası çizgisinde durursa golü de yermiş...
İlyas oyundan çıkıp yerini Kerim'e bırakalı 10 dakika olmuş, kadınlardan biri sordu: İlyas nerde? Kırmızı kart mı gördü?..


Aman... Sıkıldım...

Maçları seyrettiğimiz bir grubumuz vardı. Adrenalini yüksek maçlarda kadın arkadaşları istemezdi bizimkiler, "sadece sen gel" derlerdi bana... Ben de kızardım onlara... Anlıyorum şimdi onları... Tribünde dilden dile yayılan "Gemide, tribünde ve eylemde kadın uğursuzluk getirir" safsatası da cabası...
Düşünsenize Fenerbahçe - Beşiktaş maçını seyrediyorsunuz... Hangi takımı tuttuğunuzun önemi yok, yukarıdakine benzer konuşmalar oluyor...
Ay, dayanamayacağım. Düşünmek bile yetti...
Sanırım ben de yaşadığım koşullara uyum sağlamaya başladım...
Cinsiyetçilik yapıyorum...
Erkek egemen dünyanın kurallarının geçerli olduğu futbolda "kadınlar futboldan anlar" üzerine size tez bile yazabilirim... Bu konuda cinsiyetçilik yapanlarla da saatlerce tartışabilirim.
Ama af buyurun, Alex deyince benim ilk aklıma, kasları değil, -dikkat de etmedim zaten- 2005-2006 sezonunun ilk maçında, Lacivert tribünde (Alex'in gol attıktan sonra geldiği tribün) seyrettiğim maçta, Samsun'a sağ ayağıyla röveşatadan attığı gol gelir...
Bu kadar yazdım yazmasına da yazının sonunda bir de şöyle düşündüm: Ben futboldan ne anlıyorum? Ve pek tabii ki kadınları ne kadar anlıyorum?
Bir an önce "kadın sorunu" üzerine birkaç kitap okuyup kendime gelmeliyim. Bu gidiş gidiş değil Nilay...


Hey gidi Toroğlu hey!

Hilmi Özkök'ün görevini Yaşar Büyükanıt'a devrettiği günlerde, Maraton programında ülke gündemini meşgul edecek kadar özlü sözler sarfetmişti Erman Toroğlu. Tavukçuluk piyasasını bile dibe vurduracak kadar piyasa ekonomisine hakim olunca insan, sözleri ayrı bir önem taşıyor.
"Ben Genelkurmay Başkanı'nı asker isterim ağbi... Özkök Paşa ayrıldı, onun için diyorlar ki çok demokratik, çok beyefendi, çok efendi. Tamam öyle olsun. Ama ben çok demokratik bir genelkurmay başkanı istemiyorum ağbi... Benim genelkurmay başkanım kodumu oturtacak, vurdu mu oturtacak!" demişti...
21 Ekim 2007'de yine Toroğlu: "Ne demek demokrat ya! Askerlik ölme-öldürme sanatıdır. Bizim askeri kukla yaptınız. Asker askerlikten çıktı. Şu iş iyi oldu. Şimdi asker de askerliğini bilecek, politikacı politikacılığını bilecek... Ben askere güveniyorum bir tek. İnşallah bu defa asker askerliğini yapar. Askerin bağlamışsın elini kolunu abi. Böyle askerlik olur mu abi ya! Asker askerliğini yapmayacak, polis polisliğini yapmayacak. AB onu isteyecek... AB bir de krem istesin de, kremle gelsin. Bir de krem verelim AB'ye de, fazla acıtmasınlar... Oraya geldik, kreme geldik. Bir de onu verelim, rahatlayalım. Bırakın böyle işleri, bırakın böyle oynamayı... Bir şeyler söyleyin! Bağlanmışsın... Komando birliği de olmaz, özel harekat timi yapacaksın... Hala "yatırım yapalım" diyorlar... Yıllarca ne yaptık? Ne kısa vadede bir b.k var, ne uzun vadede..." diye cümleler kurmuştu pozisyonları yorumladığı futbol programında...


Gün oldu, devran döndü...

Lig TV kameramanları Fenerbahçe-Trabzonspor maçı sonrası polis tarafından gözaltına alındı. Her iki taraf da birbirinden şikayetçi. Her iki taraf da darp edildiğini söyledi..
23 Aralık 2007'de Erman Toroğlu bu defa "Bunları benim oğluma yapacaklar ki neler yaparım biliyor musun? Ama ne zaman yaparım biliyor musun? Hukuk gereğini yapmazsa. 'Bu arabayı kıstıralım' diyorlarmış. Neyi kıstırıyorsun ya? Tavuk mu kıstırıyorsun? Eşkıyalık bu!.. Adalet böyle dağıtılırsa nasıl bir adalet bu?" dedi.
"Ne demek demokrat ya! Askerlik ölme-öldürme sanatıdır.... Asker askerliğini bilecek, polis polisliğini bilecek... " diyerek kodumu oturtan iktidar mekanizması isteyen Toroğlu, şimdi adalet diye bağırıyor...
Kodumu oturtan Genelkurmay Başkanı istersen, kodumu oturtan Emniyet Müdürünü de, kodumu oturtan çevik kuvveti de onaylamak zorundasın...
Asker, polis kodumu oturttuğu zaman Erman Toroğlu, Erman Toroğlu'nun oğlu ya da Lig TV kameramanı dinlemez... Bir kere kodumu oturtmaya başlarsa kimseyi tanımaz...
Erman Toroğlu konuşuyor, konuştukça çelişiyor. Çeliştikçe de ben yazacağım.
Demokrasi böyle bir şey işte. Canı yananların sarılıp, adalet talep ettiği bir liman. Erdem ise canı yanmadan da canı yananların hakkına sahip çıkabilenlerin bayrağı...
Not: Erman Toroğlu'nun sözleri milliyet.com.tr'den alınmıştır.




Hafta sonu %50 indirimli

Güntekin Onay: Hocam, yönetmenimiz Kerem uyarıyor, "Gökhan'ın tacında ihlal var mı" diye...
Rıdvan Dilmen: Top elinden çıktıktan sonra sağ ayak içeri giriyor, ihlal yok!
GO: İki ayağını da yere basıyor olması lazım.
RD: Nasıl?
GO: Ayakların yere basıyor olması...
RD: Fener gol attığında ayağına, tırnağına kadar bakıyorsunuz da...
GO: Yok, yönetmenimiz Kerem uyardı. Telefon gelmiş de... Onun için...
RD: Boşuna telefon parası vermişler...

(%100 Futbol - NTV)



Seneye Allah kerim!

Holosko geçen sene kötüydü. Delirtiyordu bizi, kanser ediyordu. Bu sene çok iyi, uçuyor...

(Eski Manisalı şimdi CSKA Moskovalı futbolcu Caner Erkin)



Hayır sormuyoruz!

Bir penaltı basın kulisinde bu denli konuşulur mu? Devre arasında ekranda tekrar tekrar izlenmesine karşın bir noktada buluşulamıyorsa nedir bu kaos? Benim görüşümü mü soruyorsunuz?

(Sanlı Sarıalioğlu Yeni Şafak)



Şaka yapıyorsun!

Bu grubun en iyi takımı biziz. Panionios'u deplasmanda 3-0 yenerek gruptan çıktık.

(Hakan Şükür)



Acaba kimdir, kimdir?

- Celal (Gürcan) abi özür dilerim yönetimdeki vasfınız nedir?
- Aziz'den sorumlu yöneticiyim!
- Anlayamadım ne Aziz'i?
- Bizim Aziz Üstel'i tanırsın değil mi?
- Evet tanıyorum.
- Çok sert yazılar yazıyor ya, o da benim iyi arkadaşım. Yazılarını biraz yumuşatsın, ortalığı germesin diye görevlendirildim.
- Kim tarafından?
- Onu da sen bul sevgili Bahri...
Ben buldum, şimdi de siz bulun sevgili AKŞAM okuyucuları...

(Bahri Havadır - Akşam)



Ne komik!

Ve tam o sıradaaaa, Hızır değil emmeee, hınzır Semih takıveriyor 2. golü. Hıh hıh hııııh!..

(Savaş Ay - Pas Fotomaç)



Unutmuş Abi!

Orkun! Çok çalışmalısın. Ve defansın rakiple mücadele ederken, kaleni asla boşaltmayacaksın.

(Turgay Şeren - Akşam)


yakantop@gmail.com

No comments:

Post a Comment